Yoğun ihtiyaç üzerine

Ayşe A. Duru Radikal 13.Temmuz.2003 Türkiye’de lezbiyenlerin ve biseksüel kadınların uzun yıllardır yaşattıkları beklenti nihayet meyva verdi ve bazı marjinal romanların sayfa aralarından, belirsiz imalardan, telaffuz edilemeyen kelimelerden sonra ilk kez açık bir lezbiyen kitap yayımlandı. Eşcinsel Kadınlar‘da toplam yirmi iki röportajda (iki tane de çift var) lezbiyenler ilk defa aracılandırılmadan, renk malzemesi haline getirilmeden, zorla hayatlarına erkekler katılmadan konuşma ve kendi seslerini duyurma imkanı buluyorlar. Demek ki bunu yaşamak için 2003 yılına dek beklememiz gerekiyordu. Kitapta hayatı aktarılan kadınlar büyük çeşitlilik gösteriyor ve hemen her röportajda, ‘ayrıksı’ olmayan, lezbiyenlerin yaşam pratiklerini tüm çıplaklığı ile, en acı ve sevimli yönleriyle birlikte sunmaya çalışan bir gayret görülüyor. Böylelikle Türkiye’de lezbiyen ve biseksüel kadın olmanın neleri beraberinde getirebileceğini kavrıyoruz. IMG_3304 Ben iki noktayı daha vurgulama taraftarıyım. İlki biseksüel kadınlar. Kitabın başlığı özellikle ‘Lezbiyenler’ olmadığı için kendilerine bu kitapta yer bulabilmişler ve bugüne kadar Türkiye’de hiç konuşulmamış bu cinsel kimliği ilk kez dillendirebilmişler. (Bu, geçen yıl çıkan erkek eşcinseller kitabının da büyük eksikliği idi.) Bu anlamda Anıl ve Ebru’nun röportajları ‘bir insan hem kızlardan hem erkeklerden nasıl hoşlanır?’ sorusuyla ilgilenenler için mücevher değerinde. İkinci nokta da lezbiyen beraberlik yaşayan iki çift ile beraberce yapılan söyleşiler. Sevgililerini anlatan tek kadınlar da var, ama bir arada olmanın yarattığı ruhu bu iki röportajda duyumsamamak ve lezbiyen deneyime farklı gözle bakmamak mümkün değil. Kitabın iki genç yazarından Cenk Özbay bir sosyoloji öğrencisi ve mülakatların tümünü okuduğunuzda onun bazı kaygılarının izlerini sorularda görebiliyorsunuz. Serdar Soydan ise açık bir eşcinsel aktivist, Lambda ve Legato’lu. Katılımcı bulmak da onun büyük faydaları olduğu beli oluyor. Soydan, samimi ve kısa önsözüyle, Özbay da gay ve lezbiyen çalışmalarını toplumsal cinsiyet sosyolojisine oturtma konusundaki pek çok tartışmayı etraflıca ele aldığı makalesiyle kitabın açılışını yapıp sonra geri çekiliyorlar. Kadınlar konuşsun diye. Türkiye’de lezbiyen ve biseksüel kadınların kendi seslerini duyurmalarına fırsat veren bu ilk kitap umarız ki çok okunur, çok konuşulur ve yeni tartışmaları tetikler. Sosyal bilimci akademisyenlerin, öğrencilerin, feministlerin, ve elbette gay, lezbiyen ve biseksüellerin mutlaka okumaları gereken bir çaba. Tebrikler.

Advertisements