Aysel Gürel: Kelimelerin Büyücüsüne

CENK ÖZBAY Radikal Iki 20/04/2008 Resim 1: Bugünün insanlarının bildiği hali. Mor ceketli, pembe gözlüklü, bir zamanların uyduruk şarkılarının söz yazarı, genç bir erkek müzisyenin refakatinde, eski mankenlerle falan dizi çeken, ciddiye alınacak tarafı olmayan bir tatlı deli. Resim 2: Aslında yok böyle bir resim. Görünürlüğü olmayan bir söz yazarıyken, yalnızca duyuyoruz, dinliyoruz yazdıklarını. Benim diyen şairin hayatında alt alta göremeyeceği dizeleri dizmiş, Türkçe popun belki de en içli, en insancıl, en derin şarkılarını yazmış, o dizelere hayat veren şarkıcıların boyunu aşmış hitler yaratmış bir ozan. Bu ikisi aynı kadın: Aysel. Yolu Fikret Şeneş açtı, arkasından Aysel Gürel geldi, o da yerini Sezen Aksu’ya bıraktı diye de anlatılabilir Türkçe popun gelmiş geçmiş bu en önemli üç söz yazarının hikâyesi.

AYSEL_GUREL_CINAR_POSTER_4_by_oozisik

Elbette, 1960’ların sonundan başlayıp bugünlere gelen bu pop hikâyenin kendi içinde sayısız çelişik parçası ve başta Mehmet Teoman, Ülkü Aker, Fecri Ebcioğlu, Kayahan, Nazan Öncel, Şehrazat, Çiğdem (ve Zeynep) Talu, Leyla Tuna olmak üzere başka başka önemli aktörleri var. Bugün Türkçe popu, bu kadarcık da olsa, ciddiye alıp hakkında laf edebiliyorsak, bir tarihten bahsediyorsak bunu elbette tüm söz yazarlarına ama özellikle de Şeneş’e, Gürel’e ve Aksu’ya borçluyuz. Bu yazı, kime ne zaman, kaç şarkı sözü verdiğini bilmenin ya da bulmanın hayli zor olduğu, dolayısıyla da etraflıca bir mesleki biyografisini kurgulayamadığımız Aysel Gürel’in sadece önemli şarkılarını listelemek için bile yeterli değil. Ancak, onu kaybetmemizin hemen arkasından yapılan konuşmalarda dikkatleri çeken bir husus, Gürel’i mutenalaştırma, onun müzikal geçmişini 80’lerde yaptığı işlerle sınırlama eğilimiydi. Elbette zamanı yenmiş, herkesin hiti olmuş ve de öyle kalabilmiş Firuze, Sen Ağlama, Ünzile ve Sevda gibi şarkılardan herhangi birisini üretmek bile ebediyen hatırlanmaya yeter. Ama karşımızda en az üç farklı dönemde şarkı yazan ve buna bağlı olarak da kendini pop endüstrisi içinde farklı şekillerde konumlandıran, bunlarla eşzamanlı olarak da çizdiği deli portresiyle bir toplumsal görünüm kazanmış Aysel Gürel var. Dolayısıyla, 80’lerde unutulmaz (ve ciddi) şarkılar yazan kadın tiplemesi, aslında çoğul olan bir Aysel projesini anlamaya ve anlatmaya yetemez. Daha öncesini saymazsak, Aysel Gürel’in birinci dönemi 80’ler boyunca Atilla Özdemiroğlu ve Onno Tunç ile işbirliği yaparak, başta Sezen Aksu ve Nükhet Duru olmak üzere, piyasanın en önemli isimlerine söz yazması ise, ikincisi de 90’larda, daha ziyade Garo Mafyan’la çalışarak, pop patlamasına önemli katkılar yaptığı yıllardır. Yonca Evcimik ve Abone ile temsil edilebilecek bu dönemde Ayşegül Aldinç, Nilüfer ve Sertab Erener’le çok başarılı işler çıkarmasının yanında hem Jale, Şebnem Özsaran ve Ozan Orhon gibi sayısız gencin tanınmasına aracılık etti Gürel hem de pop haritasının hayli dışında sayılabilecek isimlere bile şarkı sözü yetiştirdi. Üçüncü dönem ise hemen hemen hiçbir a-listesi isimle çalışmadığı, hiç hit şarkı yazmadığı, ancak sessiz sessiz, daha mütevazi bir edayla üretmeyi sürdürdüğü 2000’li yıllar. Bendeniz, Bastım Mühürü ile yeniden televizyonlarda belirdiğinde, kendisinin dönüşü kadar şarkıyı Gürel’in yazması da ilgi çekmiş, adeta neredeyse unutmuş olan bizlere Gürel’in şarkı sözü yazarlığını hatırlatmıştı. Herkesin Aysel’i kendine! Aysel projesinin nev-i şahsına münhasırlığı da herhalde bu üç döneminden, hem Ünzile’yi hem Abone’yi yazabilmiş olmasından, hem Ajda Pekkan’a hem Ciguli’ye şarkı verebilmesinden hem de tüm bunları eli süpürgeli bir akıllı deli figürü ile, müstehzi bir tavırla hepimizle, herkesle dalga geçerken yapmış olmasından geliyor. Aysel’i ve işlerini bu kadar farklı, bu kadar güzel yapan, en uçucu, zirzop, şakacı, tekerlemeli sözleri yazan kadının, hüznün ve kederin katılaştığı, cismaniyet kazandığı şarkıları da yaratmış olması. Üstelik Aysel’in sözlerini yalnızca bu iki gruba da sıkıştıramayız. Dalga geçme işini abarttığı, tahammülfersah sözlerinin yanında ve elbette çok büyük hitlerinin gölgesinde, o dar geçitlere artık sığan Bir Kadın’ı, buz rengi ayışığında uyanmasını beklediği Deli Balım’ı, birdenbire çıkıverip gelen Gözleri Su Yeşili’ni, bir resim gibi yüzünü yeniden çizdiği Aynada Dün Gece’yi ve daha nicelerini hep o hikâyelendirdi bize. Çınar ile Aysel Gürel denince akla gelen bu zenginliğin, bu yaratıcılığın, ona gecikmiş bir armağan veren 15 şarkıcının seslerinde, daha önce günışığına çıkmamış sözlerle, duyulmamış melodilerle bize ulaşması amaçlanmış.

280776

Bu samimi projenin iyi niyetine karşılık, albümü dinleyince, bu şarkıların, bu melodilerin, özellikle de bu düzenlemelerin Gürel’in bıraktığı mirasa pek de yakışmadığını düşünmemek elde değil. Belki de aceleden, Çınar’daki şarkılar, ne Gürel’in zamanı yenmiş hitleri gibi ilk dinleyişte bizi kavrayıp sarsıyor ne de kuytuda kalmış mucizevi şarkılarındaki gibi düşündükçe, dinledikçe içimize sızıyor. Ne iyi ne kötü, ortanın da ortasında, kararsız, hatta bazıları hayli vasat şarkılar bunlar, Aysel’in yazdığı yüzlerce sözün arasında unutulmaya mahkum… Sezen Aksu, Nükhet Duru, Yonca Lodi gibi bazı yorumcular, çok çarpıcı olmasalar da, söyledikleri şarkıların hakkını veriyorlar. Suavi, Yavuz Bingöl ve Kubat da iyiler ama bu yapımda ne aradıklarını anlamak güç. Keşke Atilla Atasoy ve Reyhan Karaca diğer isimlere vokal yapsalarmış, keşke Timur Selçuk albüme sadece besteci olarak katılsaymış, keşke Nilüfer de başka bir şarkı seçip söyleseymiş… Öte yandan, hem bu projedeki istisnai konukluğu hem de söylediği şarkı ile yıldızlaşan bir isim var: Şehrazat. Normal koşullarda sesini duymadığımız Şehrazat’ın şarkısı Rüşvet’e nefes vermesi meslektaşına çok nazik bir armağan. Üstelik şarkı da, Şehrazat’ın vokali de ortalamanın hayli üstünde. Serinin devam edecek albümlerinde bu kalitede sürprizler çoğalırsa, Aysel’in kahkahası daha güçlü çınlayacak, anısı daha berraklaşacaktır. Aysel Gürel Çınar, Volume 1/ Aysel Gürel Production   http://www.radikal.com.tr/radikal2/kelimelerin_buyucusune-876173

Advertisements