Gönül Yazar: Gönül nedir bilene

CENK ÖZBAY

Radikal Iki 04/05/2008

Genel kanının aksine, Gönül Yazar bir karikatür değildir. İster sahnede, ister televizyonda, ister sinemada olsun Gönül Yazar bir tavırdır. 90’ların ve 2000’lerin bu eğlenceli, matrak televizyon karakteri, gerek sabah dedikodularının, gerek gündüz programlarının, gerek (sayıları hayli azalan) gece talk-showlarının bu uslanmaz, dalgacı misafiri, kendi kendisinin bir karikatürü gibi görünüp Gönül’ü oynamaktan hiç bıkmasa bile, bizler daha ancak şimdi Gönül Yazar’ın arşivine, şarkıcılık tarihine vakıf oluyoruz. Yeni açılan Hilton otelinin barında viskisini içip havuzunda yüzen, cemiyetin aranılan ismi Gönül; Maksim’deki son programında iş yapmadığı için ikinci haftada ‘mecburen’ jübile yapan Gönül; defalarca evlenip boşanan, erkek borusunun öttüğü bir kurtlar sofrasında erkeklerle dalgasını geçen, hızlı çapkın Gönül; Zeki Müren ile uzatılmış gençlik maceralarını hiç kimseyi sallamadan dillendiren Gönül; dedikodu yazarlığı yapıp Ajda Pekkan’ı ti’ye alan Gönül; Bülent Ersoy’la televizyonda kavgaya tutuşan Gönül; kızıyla ve kardeşi Belkıs Özener’le meselelerini bizlere anlatan, kamusal ie özelin üzerine tirtir titrenen ayrımını lime lime eden, hatta bunu son 50 yıldır mütemadiyen yapan, bir de üstüne kahkaha patlatan, estetik mucizesi, İzmirli, deli Gönül… Hangi beste, hangi söz, hangi ses böyle bir hınzır kadınlık mizacına dayanıp hayatta kalabilir ki, üstelik de ‘evi’, ağırdan da daha ağır olmasını gerektiren alaturkaysa. Bu görüntülere bakıp 50 yıldır hayatımızdaki Gönül’ün şarkısını, şarkıcılığını ciddiye almaya olanak var mı?

Cevap tabii ki hayır: Yazar’ın şarkıcılığı, mesleği, kariyeri kendi görüntüsünün, gürültüsünün arkasında bir yerde kaybolmuş, teferruata dönüşmüş. Gönül Yazar’ı bu kadar eşsiz, bu kadar değerli yapan da kabullendiği, üzerine yakıştırdığı bu gayrıciddiliği zaten. Türkiye’de müzik, özellikle de Yazar’ın genelde şarkı söylediği alaturka ve arabesk kulvarında, ciddiyetten kırılıp parçalanıp, acıdan, gamdan beslenirken o, en zor, en ağır, en kasvetli şarkıyı bile, görünmez bir umursamazlıkla, kafa bulan bir yorumla seslendiren, adeta şarkı bitince (nasılsa) gelecek olan kahkahasının sinyallerini veren, şaka yapan bir yorumcu. Kimselere benzemeyen, ayırt edici ses tonu ve sanki burnundan söylüyormuşçasına, zorlanmadan, üstten üstten şarkı söylemesi, belki bazı tutucu kulaklar için olumsuz, küçültücü niteliklerdir. Ne de olsa, adeti bozan, sıradışı bir yorumcu Yazar. Yılankavi titremelere hiç girmeden, erkeksi yarışlara kapılıp avaz avaz haykırmadan, belli sessiz harfler (mesela n ve m) değil de diğerleri (örneğin r’ler) üzerine basan, detone olmadan, düz ve düzgün söyleyen, birinci sınıf bir yorumcu. Alaturka şarkıları da sanki pop söylermişçesine nağmesiz, rahat, yalın seslerle, neşeyle okuyan, herhalde o sayede pop söylediğinde de yadırganmayan, kulağa batmayan, nadide bir şarkıcı.

fft5_mf1960

Halime nerede?
Yazar’ın aktif olarak şarkı söylediği yıllar boyunca yaptığı, bugün kitleleri iyi ihtimalle güldüren, genelde de kendinden nefret ettiren Türk Sanat Müziği’nin ‘patetik’ haline, zavallı teatralliğine, içi kof kibrine bir karşı duruş olarak da hikâyelenebilir. Gerek ‘assolist’ denen kadının sosyal kimliğini bozması, gerekse de müzikal olarak alaturka ile deneylere girişmesi, oynaması Yazar’ı diğer şarkıcılar arasında özel, özellikli kılıyor. Bugün, hiç üşenmeyip bu tarz bir müziğin ‘özüne’ dönmeye kalkışanların da, böylesine donmuş bir müzikal kütleyle yine yeni danslar etmeye girişenlerin de Yazar’ın icrasına dikkatle bakmalarında fayda var. Bozmadan değiştiren, sadeleştirirken derinleştiren, fark ettirmeden sevdiren, renklendiren bir tavır, bir küçük devrim Yazar’ın şarkı söylerken yaptığı. O yüzden istisnai.

Gönül Yazar’ın uzun yıllar beraber çalıştığı plak şirketi Elenor, üzerindeki rehaveti nihayet atmış gibi görünüyor. Yakın zamanda muhtemelen tüm envanterinin en önemli ve değerli eseri The Best of Ajda’yı yeniden yayınlayan şirket, bu sefer de Yazar’ın 1979’da basılan Taş Bebek isimli plağına 45’liklerde kalmış bazı şarkılar ile 78’te çıkan Aldırma Gönül’den (nedense) sadece Kim Arar’ı ekleyerek piyasaya verdi. Yavuz Plak’ın bastığı ve artık piyasada bulunmayan bir alaturka derlemesi ve Ossi Müzik’ten geçtiğimiz yıl çıkan ve sadece pop şarkıları içeren En İyileriyle Gönül Yazar ile birlikte sanatçının tozlu plaklardan kurtulma süreci hız kazanmış oluyor böylelikle. Ellerimizdeki Taş Bebek, hibrid bir derleme. İçinde hem Leyla Bir Özgecandır, Bir Tanrıyı Bir de Beni ve Kıskanırım Seni Ben gibi alaturka klasikleri, hem Ferdi Tayfur arabeskinin alamet-i farikalarından Merak Etme Sen’in Yazar’ca bir yorumu, hem de Sus Sus Sus, Zor Dostum ve Nilüfer’in hiti Kim Arar gibi Yazar’ın popla haşır neşir olduğu şarkılar var. Çok popüler, hareketli, keyif veren şarkılarla dolu Taş Bebek, edinilmesi gereken bir CD olmuş. Elbette bu üç albüm ile dijital ortama aktarılan, neredeyse hepsi bilinen, sevilen yüzlerce şarkıdan oluşan Yazar’ın tüm kayıtlarının çok küçük bir kısmı. Onun şarkıcılık macerasının sırlarına ermemiz, ekranlardaki karikatürü daha çok sevmemiz, onunla birlikte daha çok eğlenmemiz için ise, Halime’nin de dahil edilmesinin elzem olduğu, daha çok albüme, bol diskli kutulara ihtiyacımız var. Tadını çıkarın.
Gönül Yazar/ Orijinal Kayıtları ile Taş Bebek/ Elenor

http://www.radikal.com.tr/radikal2/gonul_nedir_bilene-852935

Advertisements