Sezen Aksu: Dünya gözüyle, bir kez daha…

CENK ÖZBAY

Radikal Iki 28/06/2009

Kaç şarkıyı dinler, anlar, öğrenir, sever, söyler, bizim yapar, unutmaz, saklarız ki? Kâh biz yazdık sanki dedirten, kâh böyle beste nasıl yapılır ki diye şaşırtan kaç şarkı vardır, iyi bildiğimiz, kırılıp incinip, gülümseyip rahatladığımız? Bizi anlatan, ayna tutan, dalıp gittiğimiz, boşluklarımızı dolduran, içimizi ısıtan, ağlatan, aralıklarla da olsa duymaktan hoşlandığımız, hele şarkısını her gördüğümüzde ille de beklediğimiz, duyup dinlemeyince eksik hissettiğimiz kaç şarkımız olabilir? Türkiye’deki en muhteşem üç-beş pop şarkıcısının her birinin toplam kayıtları, kabaca 300 civarında şarkıyı ihtiva ediyor. Oysa en başarılı, dolu dolu konserde bile yalnızca 30-35 şarkı dinleyebiliyoruz. Bir şarkıcının bile yorumladığı her şarkı kendi dikkatini çekmez, yeniden söyleme hevesi uyandırmaz, yorumcusu tarafından bile unutulurken, biz binlercesi içinde kaçına tutunur, inatla ister, bekler, bırakmayız?
Bu kabil şarkılardan çok yapmış, milyonlarca belleğin en mahrem köşelerine sızmış Sezen Aksu’nun, istisnalar hariç, daha önce söylenmiş şarkılarla dolu çift disklik albümü Yürüyorum Düş Bahçelerinde’yi evirip çevirirken, hakkında söylenenleri dinlerken, ne yapmaya çalıştığını anlamaya, hissetmeye uğraşırken akla gelebilen sorulardan birkaçı bunlar. Elimizdeki herhangi bir albüm değil, basbayağı bir şarkılar geçidi çünkü. Gelmiş geçmiş en üretken müzisyen olduğu halde, söyledim bitti gitti, ben artık önüme bakarım demeyen, tüm eski şarkılarının, kayıtlarının kadrini kıymetini bilen, sesim az mı çıkmış, düzenlemede yamuk mu olmuş deyip burun kıvırmayan, bize armağan ettiğine saygıda kusur etmeyen, unut(tur)maya çalışmayan, sahiplenen Aksu, yine şarkılarla, ince ince örmüş vefasının, hissettiğinin, duyduğunun, geçmişinin ağlarını. Bence o yüzden, mesela daha önce Aksu’nun kendisinden, Ayşegül Aldinç’ten, Zeki Müren’den, Kibariye’den, en son Müslüm Gürses’ten ve daha nicelerinin sesinden dinlediğimiz, belki Aksu’nun yazdığı en güzel, en derin, en sade şarkı olan Sorma’yı yeniden duymak bile insanı bir hoş ediyor. Sorma gibi kaç şarkımız var ki, olabilir ki? Yeniden buralara uzanmak taktik açıdan mantıklı gözükmeyebilir tabii ama Aksu’nun taktikten, oyundan çoktan geçtiği de zaten hepimizin malumu.

sezen

Bir eşikten atlar insan
Çok uzaklardan, epey eskilerden, sandığın en dibinden gelen şarkılar Sorma ile sınırlı değil. Mesela, söylene söylene hafifçe eskimişlerden Bile Bile yeniden var, Aksu hayranlarının yıllardır beklediği, talep ettiği Kurşuni Renkler nihayet var, daha önce İz’de yer almış Lal yine var, ne kadar çalınsa söylense hiç eskimeyen sihirlilerden Büklüm Büklüm bile var… Daha yenilerden, Ferhat Göçer’den geri alındığına kimsenin itirazı olmayacak İzmir Yanıyor ve Takvim; Aksu’nun aklında (ne güzel ki) kalmışlardan Uslanmadım, Kaçak, Anadilim Aşk, Bekleyelim de Görelim, Söz Bitti, Kaybedenler; yerlerinde sağolsunlar dedirten, bir daha duymanın, dinlemenin kimseye fayda sağlamayacağı şarkılardan Lale Devri, Çakkıdı ve Yok ki; Aksu’dan duyduğumuza da sevindiğimiz ama önceki yorumcularının da yerini sağlam tuttuklarımızdan ise, Işın Karaca’dan Tutunamadım, Mustafa Ceceli’den Unutamam, Aşkın Nur Yengi’den Elveda, Levent Yüksel’den Uçurtma Bayramları, Hande Yener’den Kibir ve Alpay’dan Muhabbet Kuşları var. Bir de, buradaki versiyonuyla sanki orijinalinden geriye düşen, ilk haliyle hatırlamanın tercih edileceği, Aksu’nun 2000’lerde yazdığı en etkileyici şarkılardan ve bir başka ara albümde yer alıp hafifçe harcanmış, klipsizlikten mustarip Gidemem mevcut!
Elbette bu say say bitmez, 2 saat 15 dakikalık albümün en ilgi çekici anları, efsaneleri kendilerinden önce gelen yeni Sezen Aksu şarkıları. Tüm yapımın en ‘cool’, en havalı şarkısı Tören, Aksu tarafından yazılmamış da olsa, kendi yazdığı sözlerden bile daha Aksu tavrında, albümdeki çok büyük hitlerin arasından sıyrılabileceği besbelli. Çok daha orta halli İtirafçı Olma’nın Aykut Gürel ve Mithat Can Özer’li düzenlemesi fark atıyor, en merakla beklenen Pardon ise, sakin sitemkârlığın sessiz gücüne sahip, gayet rahat. Geçmişinin rengarenk bulutları içinde yaşayan, geçmişin geçmesine, gitmişin gitmesine asla izin vermeyen, direnen, biraz da gidenler olduğumuzun bilincinde bir ozan olan Aksu’nun bu hali elbette Kurşuni Renkler’in her tonunda ve İzmir Yanıyor gibi ağıtlarda daha belirgin. Yas gibi, Yağızım gibi, Adamların Adamı gibi başka yürek dağlayıcı ağıtları da vardır Aksu’nun aslında ama bu sefer kısmetimizde bunlar varmış. Biraz daha anladık değerini her şeyin, daha nice nice şarkılara!
Sezen Aksu/Yürüyorum Düş Bahçelerinde/DMC

http://www.radikal.com.tr/radikal2/dunya_gozuyle_bir_kez_daha-942796

Advertisements